BİLİM VE TEKNOLOJİ

Erzincan Depremi Edebiyata Nasıl Yansıdı?

Doğal afetler denildiğinde aklımıza ilk olarak jeolojik veriler ve mühendislik hesapları gelir. Ancak yeni bir bilimsel araştırma, kelimelerin de tıpkı bir sismograf gibi toplumsal travmaları kaydettiğini ortaya koyuyor. Ders kitaplarındaki “deprem” kavramının sadece edebi bir figür olarak kaldığı bir dönemde, 1939, 1983 ve 1992 Erzincan depremleri üzerine yazılan ağıt ve destanlar, felaketin “canlı” veri tabanını oluşturuyor.

Ders Kitaplarında Eksik Kalan Afet Bilinci

Yapılan kapsamlı analiz, ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı ders kitaplarında “deprem” ve “zelzele” kelimelerinin oldukça sınırlı yer bulduğunu gösteriyor. Üstelik bu kullanımlar, öğrencilere bir afet bilinci kazandırmaktan ziyade, genellikle edebi sanatları zenginleştirmek veya mecazi anlamlar pekiştirmek için tercih ediliyor. Bilimsel veriler, ders kitaplarının deprem gerçeğini akademik bir farkındalık düzeyine taşımakta yetersiz kaldığına işaret ediyor.

Erzincan: Kelimelerin Yas ve Dayanışma Sismografı

Araştırmanın odağında yer alan Erzincan’ın Göz Yaşları adlı şiir kitabı ise bu eksikliği tamamlayan devasa bir sözel arşiv görevi görüyor. 170 şiir ve 27.786 sözcük üzerinde yapılan bilgisayarlı taramalar, toplumun en derin acılarının ve umutlarının dile nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor:

  • Acının Dili: Şiirlerde en sık kullanılan birleşik fiiller “kan ağlamak”, “viran olmak” ve “can vermek” gibi doğrudan fiziksel ve psikolojik yıkımı ifade eden yapılardan oluşuyor.

  • İkilemelerin Gücü: Felaket anındaki çaresizliği “toz duman” ve “çığlık çığlık” gibi ifadeler betimlerken, enkaz altındaki dram “çoluk çocuk” ikilemesiyle en yoğun şekilde vurgulanıyor.

  • Dayanışma Şifresi: Depremin hemen ardından yaşanan kaosun içinde, “el ele” ikilemesinin sıkça kullanılması, toplumun felaket sonrası inşa ettiği o sarsılmaz dayanışma çemberini sembolize ediyor.

Geleceği Kelimelerle İnşa Etmek

Araştırma, edebiyatın sadece bir sanat dalı değil, aynı zamanda toplumsal krizlerde insanı ayakta tutan bir “direnç mekanizması” olduğunu kanıtlıyor. Gelecek nesillere gerçek bir afet bilinci aktarabilmek için ders kitaplarının sadece teknik bilgilerle değil, bu zengin halk edebiyatı ürünlerinin kederi, umudu ve dayanışmayı anlatan gücüyle yeniden tasarlanması gerektiği vurgulanıyor. Kelimeler, sadece geçmişin yasını tutmuyor; aynı zamanda gelecekteki afetlere karşı toplumun ruhsal savunma hattını oluşturuyor.

Kaynak: Gümüş, M. A. (2025). Ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitaplarında Deprem Unsurları ve Erzincan’ın Göz Yaşları Şiir Kitabının Söz Varlığı Açısından İncelenmesi [Yüksek Lisans Tezi, Necmettin Erbakan Üniversitesi]. Tez No; 945829

Muhabir: Merve Kiraz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu