Erzincan

Erzincan Tarımında Akıllı Dönüşüm

Küresel iklim değişikliği ve buna bağlı olarak gelişen gıda güvenliği krizi, dünya genelinde tarımsal üretimin temellerini sarsarken yerel üreticileri de ezber bozmaya zorluyor. Sıcaklık anomalileri, öngörülemeyen dengesiz yağışlar ve kuraklık, tarladaki mahsulün miktarını doğrudan etkileyerek gıda arzını tehdit ediyor. Türkiye’nin kendine has mikroklimasıyla öne çıkan tarım merkezlerinden Erzincan’da gerçekleştirilen yeni bir bilimsel araştırma, mevcut tarımsal destekleme politikalarının iklim krizi karşısındaki etkinliğini sahadaki üreticilerle görüşerek masaya yatırıyor. Bölgedeki buğday, şeker pancarı ve hayvancılık gibi farklı kollarda üretim yapan çiftçilerin doğrudan deneyimlerine dayanan bu çarpıcı analiz, geleneksel tarım teşviklerinin iklim odaklı yeni bir paradigmaya evrilmesi gerektiğini bilimsel verilerle kanıtlıyor.

Erzincanlı Çiftçinin Gerçeği: İklim Dengesizliği Mahsulü Vuruyor

Erzincan genelinde tarımsal üretim yapan üreticilerle derinlemesine nitel görüşmeler gerçekleştirilen bilimsel çalışmada, sahadaki iklim farkındalığı oldukça yüksek çıkmıştır. Araştırmaya katılan çiftçilerin neredeyse tamamı (%94’ü) iklimdeki değişimi ve olumsuz dönüşümü somut olarak hissettiklerini belirtiyor. Üreticiler bu küresel krizi yerelde en çok “sıcaklıkların düzensizliği”, “yağışların aniden ve dengesiz biçimde düşmesi”, “mevsimlerin kayması” ve kronikleşen “kuraklık” olarak deneyimliyor.

Araştırmanın Erzincan özelinde ortaya çıkardığı en net sonuçlardan biri, bu iklim dalgalanmalarının doğrudan tarlaya yansımasıdır: Görüşülen üreticilerin %94’ü iklim değişikliği nedeniyle mahsullerinde somut verim kayıpları yaşadıklarını bizzat raporluyor. Ancak buna rağmen, üreticilerin %82,3’ü devlet kurumlarından ya da ilgili odalardan iklim krizi ve bununla mücadele yöntemlerine yönelik bugüne kadar hiçbir resmi eğitim, bilgilendirme veya yönlendirme almadıklarını beyan ediyor. Toprakla baş başa kalan Erzincan üreticisi, küresel bir krizle kendi kısıtlı tecrübeleriyle savaşmaya çalışıyor.

Maliyet Duvarı: Teknolojiye Geçmek İsteyen Çok, Gücü Yeten Yok

Bilimsel analizler, Erzincan’daki üreticilerin aslında iklim krizine teslim olmak istemediğini ve kendi imkanlarıyla “adaptasyon” süreçleri geliştirmeye çalıştığını gösteriyor. Araştırma grubundaki çiftçilerin %58’i ekim zamanını iklimdeki kaymalara göre yeniden ayarlayarak veya damla sulama/yağmurlama gibi su tasarruflu sistemlere yönelerek iklim krizine uyum sağlamaya çalışıyor.

Peki ya geri kalan yaklaşık %41’lik kesim tarımsal faaliyetlerini neden iklim dostu hale getiremiyor? Bu soruya verilen yanıtlar, tarımda dönüşümün önündeki en büyük engeli gösteriyor: Yüksek maliyetler. Modern ve su tasarruflu tarım teknolojilerine (akıllı sulama sistemleri vb.) geçiş yapmak isteyen Erzincanlı üretici, yüksek girdi maliyetleri ve ekonomik imkansızlıklar nedeniyle geleneksel ve iklime karşı savunmasız yöntemleri sürdürmek zorunda kalıyor.

Girdi Parası Yetmiyor: “Bize Sahada Analiz ve Takip Lazım”

Mevcut tarımsal destekleme bütçeleri incelendiğinde, bütçe miktarlarının nominal olarak arttığı görülse de tarımsal desteklerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payının yıllar içinde düşüş eğiliminde olduğu bilimsel verilere yansıyor. Erzincan’daki çiftçiler en çok alan bazlı tarımsal desteklerden, mazot, gübre ve tohum desteğinden faydalandıklarını belirtiyor. Ancak konu “Verilen destekler iklim değişikliği ve gıda güvenliği konusunda sizlere yardımcı oluyor mu?” sorusuna geldiğinde, araştırmaya katılan çiftçilerin istisnasız tamamı “Hayır, yardımcı olmuyor” yanıtını veriyor.

Geleneksel girdi desteklerinin (mazot-gübre parası gibi) tek başına iklim kriziyle mücadelede işlevsel olmadığını savunan Erzincanlı üreticilerin bilimsel çalışmada öne çıkan talepleri, geleceğin tarım politikalarına ışık tutacak cinsten:

  • Sahada Analiz ve Takip: Üreticiler artık sadece hesaba yatırılan parayı değil, devletin bizzat sahaya inerek toprak analizi yapmasını, bölgeye özel iklim öngörüleri sunmasını ve üretimi kontrol etmesini istiyor.

  • Bölgeye Uygun Tohum Teşviki: Klasik tohumlar yerine, Erzincan’ın değişen iklim şartlarına, kuraklığa ve yeni ortaya çıkan hastalıklara dirençli tohumların bölgesel bazda desteklenmesi talep ediliyor.

  • Doğal Gübre ve Laboratuvar Desteği: Gıda güvenliğini korumak adına doğaya ve toprağa zarar vermeyen ilaç ve organik gübrelerin desteklenmesi, kimyasal girdi kullanımının ise sıkı denetlenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Tarım Politikalarında Paradigma Değişimi Şart

Erzincan ili özelinde yürütülen bu ufuk açıcı bilimsel araştırma net bir gerçeği gözler önüne seriyor: Tarımsal destekleri sadece üretimi artırmaya yönelik mali yardımlar olarak görmek, iklim krizi çağında artık geçerli bir strateji değildir. Gıda güvenliğimizi korumanın tek yolu, teşvik politikalarını doğrudan “iklim değişikliğine uyum” eksenine kaydırmaktan geçiyor. Desteklerin karmaşık bürokratik yapılardan ve geciken ödemelerden arındırılması, su kaynaklarını koruyan akıllı teknolojilere doğrudan hibeler verilmesi ve en önemlisi çiftçilere sahada uygulamalı eğitimler sağlanması, sürdürülebilir bir gelecek için hayati bir zorunluluk olarak masada duruyor.

KAYNAKÇA: “İklim Değişikliğine Uyum Bağlamında Türkiye’de Tarımsal Destekleme Politikalarının Değerlendirilmesi: Erzincan İli Örneği”, Gümüşhane Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Maliye Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Mayıs-2025. Tez No;940385

Muhabir: Merve Kiraz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu