11 yıllık hukuk mücadelesi
Her şey 2014 yılında bir işçinin bakım-onarım çalışması sırasında merdivenin kayması sonucu yaklaşık 4 metre yükseklikten beton zemine düşmesiyle başladı. Omurgasında kırıklar oluşan ve ruh sağlığının bozulduğunu belirten işçi, işverene karşı tazminat davası açtı. İşveren ise gerekli eğitimlerin verildiğini savunarak suçlamaları reddetti.
Mahkeme önce ‘Hayır’ dedi
Yerel mahkeme, Adli Tıp Kurumu’ndan gelen “işçide kalıcı bir engel oluşmamıştır” raporuna dayanarak tazminat talebini reddetti. Yıllarca süren davada, işçinin vücudunda kalıcı bir iz veya sakatlık kalmadığı gerekçesiyle maddi tazminat ödenmesine gerek görülmedi.
Yargıtay ezber bozdu: İyileşme süreci de tazminat sebebidir
Dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, tarihi bir değerlendirmede bulundu. Yüksek mahkeme, bir işçinin kalıcı sakatlığı olmasa bile kazadan sonraki “geçici iş göremezlik” yani iyileşme sürecinde yaşadığı maddi kayıpların ve çektiği acıların göz ardı edilemeyeceğine hükmetti.
Yetkililer, bu kararın ardından iş kazası geçiren çalışanların, tedavi gördükleri ve çalışamadıkları süreler için “geçici iş göremezlik” tazminatı ile yaşadıkları elem ve keder için “manevi tazminat” talep edebileceklerini belirtti. Bu karar, iş kazası sonrası mağduriyet yaşayan ancak sakat kalmadığı için hakkını arayamayan binlerce işçi için emsal niteliği taşıyor.





