Erzincan

Afet Eğitiminde Sanal Gerçeklik Devrimi

Türkiye, coğrafi yapısı nedeniyle yıkıcı sarsıntılarla sıklıkla yüzleşen bir ülke. Bu durum, kamu ve özel sektör binalarındaki personelin olası bir acil duruma ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu her zaman sıcak tutuyor. Son yapılan akademik araştırmalar ise iş sağlığı ve güvenliği kapsamında verilen geleneksel, teorik eğitimlerin kriz anında doğru adımları atmak için artık tek başına yeterli olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Kağıt Üstündeki Bilgi Reflekse Dönüşmüyor

Hazine ve Maliye Bakanlığı Erzincan Defterdarlığı personelinin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı bir bilimsel çalışma, iki farklı eğitim modelinin çalışanlar üzerindeki etkisini mercek altına aldı. Araştırma kapsamında personelin bir bölümüne alışılagelmiş slayt sunumları içeren klasik yöntemlerle deprem eğitimi verilirken; diğer grup ise sanal gerçeklik (VR) başlıkları takarak üç boyutlu simülasyonlar vasıtasıyla afet senaryolarını doğrudan tecrübe etti.

Eğitimlerin ardından yapılan ölçümler çarpıcı bir gerçeği gözler önüne serdi: Sadece projeksiyon cihazı karşısında teorik bilgi dinleyen kontrol grubunun deprem bilincindeki artış istatistiksel olarak neredeyse etkisiz kaldı. Buna karşın, deprem anını dijital ortamda birebir yaşayan çalışanların bilgi düzeyinde devasa bir sıçrama kaydedildi. Uzmanlar, pasif şekilde dinlenen kuralların acil durumlarda hayat kurtaran pratik davranışlara dönüşmediğini, kalıcı öğrenmenin ancak deneyimle mümkün olabileceğini belirtiyor.

Teknolojinin Getirdiği İçsel Motivasyon

Sanal gerçeklik teknolojisinin eğitim süreçlerine entegre edilmesi yalnızca bilgi seviyesini artırmakla kalmıyor, çalışanların öğrenmeye olan bakış açısını da kökten değiştiriyor. Simülasyon yöntemiyle eğitim alan personelin; sürece olan dikkati, konuya odaklanması, kendine olan güveni ve aldığı eğitimden duyduğu memnuniyet oranları klasik yönteme kıyasla çok daha yüksek seviyelerde ölçüldü.

Çalışanların yaş grupları, cinsiyetleri ya da eğitim durumları ne olursa olsun, VR destekli derslerde gösterdikleri yüksek istek ve motivasyon ortak bir payda olarak öne çıktı. Katılımcılar, tehlikeli senaryoları hiçbir fiziksel risk barındırmayan güvenli bir simülasyon ortamında test edebildikleri için hata yapma korkusundan sıyrılıp uygulamalara çok daha aktif katılım sağladılar.

Toplumsal Güvenlik Kültürü İçin Dijital Dönüşüm Şart

Afet yönetimi ve zarar azaltma çalışmaları, toplumsal güvenliğin en temel taşlarından biridir. İş yerlerinde personelin acil durumlarda panik yapmadan, doğru koruma reflekslerini gösterebilmesi ancak modern eğitim metotlarının yaygınlaştırılmasıyla mümkün görünüyor.

Akademik çevreler ve iş güvenliği uzmanları, özellikle hayati tehlike riski barındıran çalışma kollarında ve afet bilinci oluşturulmasında sanal gerçeklik gibi interaktif sistemlerin yasal süreçlere ve kurumsal politikalara hızla adapte edilmesi gerektiği yönünde birleşiyor. Gelecekte yaşanabilecek olası krizlerde can kayıplarını ve yaralanmaları en aza indirmek, dijital dönüşümün sunduğu bu çok duyulu öğrenme imkanlarını topluma ne kadar yayabileceğimizle doğrudan ilişkili.

Haber Kaynağı: Bu haber, Yakup Tarcan tarafından Prof. Dr. Ümit Uzman danışmanlığında hazırlanan ve Avrasya Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü İş Sağlığı ve Güvenliği Ana Bilim Dalı bünyesinde yayımlanan “Sanal Gerçeklik Yönteminin İSG Eğitimlerinde Çalışan Motivasyonu Üzerine Etkisi: Deprem Örneği” (2025) adlı doktora tezinden derlenmiştir. Tez No: 1001243

Muhabir: Yasemin Dülgeroglu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu