Bilim dünyası, toplumsal bir yara olan cinsel istismar olgusunu bu kez laboratuvar ortamında değil, yaşamın tam kalbinde; mahkeme salonlarında, hastane koridorlarında ve aile içinde derinlemesine inceledi. “Ekolojik Sistem Yaklaşımı” temel alınarak yürütülen kapsamlı bir bilimsel araştırma, istismar sonrası başlayan yasal sürecin, çocuk için en az olayın kendisi kadar sarsıcı olabileceğini bilimsel verilerle ortaya koyuyor.
Sadece Bir Olay Değil, Bir Ekosistem Meselesi
Araştırma, cinsel istismarı sadece iki kişi arasında geçen bir olay olarak değil; aileyi, okulu, yargıyı ve toplumsal değerleri içine alan devasa bir ekosistem olarak tanımlıyor. Bilimsel sonuçlara göre, çocuğun bu süreci sağlıklı atlatabilmesinde sadece psikolojik destek yeterli değil. Çocuğun çevresindeki “mikro” sistemden (anne, öğretmen), “makro” sisteme (yasalar, kültürel değerler) kadar her katmanın birbiriyle uyumu hayati önem taşıyor. Özellikle annenin ve öğretmenin, istismarın ortaya çıkarılmasında kilit roller üstlendiği verilerle destekleniyor.
“Evin Tuvaleti Değil, Odası Olmak”: Kelimelerin Travmatik Gücü
Araştırmanın en sarsıcı bulgularından biri, adli süreçteki profesyonellerin tutumlarının çocuk üzerindeki kalıcı etkisi üzerine. Görüşmelerde bir çocuğun, soruşturma sırasında maruz kaldığı bir benzetmeyi on yıl geçmesine rağmen unutamaması, sistemdeki profesyonellerin “bakış açısı” sorununu çarpıcı bir şekilde belgeliyor. Bilimsel analiz, polisten adli tıp uzmanına, hakimden avukata kadar uzanan zincirde sergilenen olumsuz tutumların; çocukta korku, güvensizlik ve “ikinci bir örselenme” yarattığını saptıyor.
“Aferin Deliliği” ve Eşgüdümsüzlük
Araştırma kapsamında profesyonellerle yapılan görüşmeler, sistemin “iyileştirme” noktasındaki en büyük engelini “eşgüdümsüzlük” olarak tanımlıyor. Kurumlar arasındaki bilgi saklamacılığı ve iş birliği eksikliği, bilimsel literatürde “kurumsal istismar” olarak adlandırılan riski beraberinde getiriyor. Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) gibi yapıların olumlu katkılarına rağmen, izlem eksikliği ve altyapı sorunları nedeniyle bütüncül bir korumanın her zaman sağlanamadığı görülüyor.
Vaka Yönetimi Modeli
Bu bilimsel çalışma, sadece sorunları saptamakla kalmıyor, aynı zamanda köklü bir çözüm modeli sunuyor: Vaka Yönetimi. Araştırma sonuçları, her istismar vakasının başından sonuna kadar sorumluluğunu üstlenen, kurumlar arası köprü kuran uzman bir “vaka yöneticisinin” (sosyal hizmet uzmanı) varlığının, çocuğun adalet labirentinde kaybolmasını engelleyeceğini ileri sürüyor.
Bu araştırma, bir çocuğun adalet arayışının, toplumun ve sistemin vicdanıyla olan imtihanı olduğunu hatırlatarak, bilimseverler ve politika yapıcılar için yepyeni bir ufuk açıyor.
Kaynak: PASLI, Figen. “Cinsel İstismarın Yasal Sürecinin, Maruz Kalanlar, Ebeveynler ve Profesyoneller Açısından Ekolojik Sistem Yaklaşımına Göre İncelenmesi”, Doktora Tezi, Ankara, 2017. Tez No; 469298





