Bilim dünyası, disiplinlerarası çalışmanın önemini bugünlerde sıkça vurgulasa da, Anadolu’nun kalbinde bir ilkokul öğretmeni bu kavramı yarım asır önce hayat felsefesi haline getirmişti. Yapılan bilimsel bir araştırma; öğretmen, doktor, heykeltıraş, ziraatçı, müzisyen ve folklor uzmanı gibi onlarca sıfatı tek bir bünyede toplayan Mustafa Uçar’ın, Erzincan’ın silinmek üzere olan kültürel genetiğini nasıl yeniden inşa ettiğini gözler önüne seriyor.
Köy Enstitüsü Ruhu: Bilgiyle Yoğrulan Bir Yaşam
1928 yılında Erzincan’ın Çatalarmut köyünde başlayan bu serüven, 1944 yılında Sivas Pamukpınar Köy Enstitüsü’nün kapılarından içeri girilmesiyle bilimsel ve teknik bir boyut kazandı. Araştırma verilerine göre Uçar, sadece bir eğitimci değil; aynı zamanda dokunduğu her şeyi tamir eden bir teknisyen, ağaçları aşılayan bir ziraatçı ve halk sağlığına katkı sunan bir hekim gibi çalıştı. Onun hayatı, teorik bilginin pratik faydaya dönüşmesinin en somut laboratuvarı niteliğindeydi.
Antropolojik Bir Hazine: Kaybolan Motiflerin Peşinde
Erzincan’ın depremlerle sarsılan ve muhacirlik yıllarında dağılan sözlü ve somut kültürü, Uçar’ın titiz saha çalışmaları sayesinde kayıt altına alındı. Bilimsel çalışma, Uçar’ın köy köy gezerek sandık aralarında kalan unutulmuş kumaşları, otantik kadın ve erkek kıyafetlerini nasıl gün yüzüne çıkardığını detaylandırıyor. Derlediği motifleri parşömen kağıtlarına aktararak tescil ettirmesi, bir şehrin “görsel kimliğinin” yok olmasını engelleyen hayati bir müdahale olarak değerlendiriliyor.
Etnomüzikolojiye Adanan Ömür: Notalarla Tescillenen Kültür
Uçar’ın müzik eğitimi, babası Recep Uçar’dan aldığı bağlama dersleriyle başladı; ancak o bununla yetinmedi. Bağlamadan akordeona, uddan mandoline kadar pek çok enstrümana hakim olan Uçar, Erzincan yöresine ait 50’den fazla halk oyununu ve sayısız türküyü notaya dökerek etnomüzikoloji alanında paha biçilemez bir veri seti oluşturdu. Bu eserlerin noter huzurunda tescil edilmesi, kültürel mülkiyetin korunması adına atılmış devrimsel bir adım oldu.
Müze-Evden “Kültür Evi”ne: Somut Mirasın Muhafızı
Bilimsel araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Uçar’ın kendi imkanlarıyla kurduğu “Erzincan Kültür Evi” projesidir. Şehrin somut kültürüne ait tarihi eşyaları bir araya getiren bu müze, bir toplumsal hafıza merkezi görevi gördü. Uçar, hayatının sonuna kadar bu merkezde hem rehberlik yaptı hem de gençlere ücretsiz müzik kursları vererek kültürel aktarımın sürekliliğini sağladı.
Bir Sosyal Bilim Neferi
2002 yılında aramızdan ayrılan Mustafa Uçar, geride sadece kitaplar ve tescilli türküler değil; bir şehrin yeniden keşfedilen kimliğini bıraktı. Bilimsel analizler, Uçar’ın “Erzincan sevdası” olarak tanımlanan motivasyonunun, aslında bir toplumun tarihsel derinliğini koruma amacı taşıyan bilinçli bir akademik duruş olduğunu kanıtlıyor.
Kaynak:
Tez Adı: Mustafa Uçar’ın Hayatı, Eğitimci Kişiliği ve Erzincan Folkloruna Katkıları
Yazar: Burcu Satır
Üniversite: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü
Yıl: Temmuz 2019
Tez No; 585030





