Doğal bir mineralin ölümcül mirası, gelişmiş uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri teknikleriyle ilk kez bu denli detaylı mercek altına alındı.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi, jeolojik yapısı gereği serpantin ve amfibol grubu minerallerin yoğun olduğu bir coğrafyaya sahip. Ancak bu minerallerden biri olan asbest, yüzyıllardır bölge halkı tarafından “aksıva” veya “höllük” gibi isimlerle badana, sıva ve ısı yalıtımı malzemesi olarak masumca kullanıldı. Oysa solunduğunda akciğer zarı kireçlenmesinden malign mezotelyomaya (karın ve akciğer zarı kanseri) kadar uzanan ölümcül bir sürecin tetikleyicisi olan bu lifler, bölgede büyük bir halk sağlığı sorunu teşkil ediyor.
Modern Teknoloji, Kadim Sorunla Karşı Karşıya
Bilimsel araştırmalar, asbestin kanserojen etkisini onlarca yıl önce kanıtlamış olsa da, çevresel maruziyetin boyutlarını belirlemek ve riskli alanları milimetrik hassasiyetle tespit etmek büyük bir veri yönetimi gerektiriyordu. Son yapılan bilimsel çalışma, tam da bu noktada devreye girerek uydu görüntülerini ve CBS teknolojilerini birleştirdi.
Yüksek Riskli Bölgeler Tespit Edildi
Araştırmada kullanılan toprak numunelerinin yüzde 35.29’unda krizotil, yüzde 14.70’inde ise tremolit mineralleri saptandı. Özellikle Ergani, Çermik, Çüngüş ve Gerger ilçelerinin çevresel ve halk sağlığı açısından “yüksek riskli” alanlar olduğu net bir şekilde ortaya konuldu.
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, mezotelyoma vakalarının mekânsal dağılımı ile bu riskli alanlar arasındaki sarsılmaz bağ oldu:
Vakaların %56’sı: Yüksek riskli alanların sadece 1 kilometre çevresinde yoğunlaşıyor.
Vakaların %70’i: Yüksek riskli alanların 4 kilometre içerisinde yer alıyor.
Bu sonuçlar, asbest maruziyetinin sadece endüstriyel değil, tamamen çevresel ve ikamet edilen bölgenin jeolojik yapısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlar nitelikte.
Jeomedikal Risk Haritası: Yeni Bir Ufuk
Araştırmacılar, bölgenin jeolojik haritalarını, rüzgâr yönlerini, arazi kullanımını ve maden sahalarını analiz ederek, Türkiye’nin ilk kapsamlı “Jeomedikal Risk Haritası”nı oluşturdu. Bu harita, gelecekteki halk sağlığı politikaları ve kentsel planlama çalışmaları için hayati bir pusula görevi görüyor.
Bu metodoloji, asbest maruziyetinin yönetilmesinde ve potansiyel risklerin azaltılmasında yerel ve merkezi otoriteler için modern bir rehber sunuyor. Sağlık coğrafyası ile çevre bilimlerinin bu interdisipliner birleşimi, görünmez bir tehlike olan asbesti görünür kılıyor ve atılacak adımlar için sağlam bir bilimsel temel oluşturuyor.
Kaynak: Karabulut, A. İ. (2024). Asbestin Sağlık Coğrafyası ve Çevre Perspektifinden Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Kullanılarak İncelenmesi: Güneydoğu Anadolu Bölgesi [Doktora Tezi, Harran Üniversitesi]. Tez No: 881567





