Yer bilim dünyasında heyecan yaratan yeni bir bilimsel araştırma, Türkiye’nin jeolojik evrimine dair bilinenleri kökten değiştirecek veriler sundu. Erzincan’ın Refahiye ilçesinde yürütülen detaylı saha çalışmaları ve laboratuvar analizleri, Anadolu’nun derinliklerinde yaklaşık 170 milyon yıl önce gerçekleşen, ancak bugüne kadar literatürde izine rastlanmamış devasa bir levha hareketini —bir “yitim olayını”— gün yüzüne çıkardı.
Jeolojik Bir Zaman Makinesi: Refahiye Metamorfitleri
Araştırmanın odağında yer alan ve yaklaşık 80 kilometrelik bir alana yayılan “Refahiye Metamorfitleri”, adeta bir zaman makinesi görevi görüyor. Bilim insanları, bu bölgedeki kayaç topluluklarının sıradan oluşumlar olmadığını, aksine çok eski bir okyanusal yığışım karmaşasının kalıntıları olduğunu belirledi. Yeşilşistten mermere, serpantinitten nadir bulunan eklojitlere kadar uzanan bu zengin kayaç yelpazesi, bölgenin bir zamanlar devasa okyanusların kapandığı ve levhaların birbirinin altına daldığı bir savaş alanı olduğunu kanıtlıyor.
Ezber Bozan Keşif: Orta Jura’da Aktif Bir Yitim
Bugüne kadar bölgedeki jeolojik olayların büyük ölçüde Kretase ve Permo-Triyas dönemlerine ait olduğu düşünülüyordu. Ancak bu bilimsel araştırma çerçevesinde mikaşist örnekleri üzerinde uygulanan hassas $^{40}Ar/^{39}Ar$ radyometrik yaş tayini yöntemleri, çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Elde edilen 164 ve 174 milyon yıllık yaş verileri, bölgenin Orta Jura döneminde çoktan yüksek basınç ve sıcaklık koşulları altında başkalaşım geçirmeye başladığını belgeledi.
Bu bulgu, bölgede varlığı şimdiye kadar bilinmeyen bir “Jura yaşlı yitim olayını” ilk kez tescillemiş oldu. Yani Anadolu’nun temelleri atılırken, Jura döneminde de devasa bir okyanus levhası kuzeye doğru dalarak bugünkü Doğu Pontidler’in altına yamandı.
Okyanus Tabanından Yeryüzüne: Eklojitlerin Hikayesi
Araştırmanın en dikkat çekici kısımlarından biri de bölgedeki “eklojit” ve “amfibolit” varlığıdır. Bu kayaçlar, başlangıçta yerin onlarca kilometre derinliğinde, aşırı yüksek basınçlı koşullarda oluşmuşlardır. Bilimsel veriler, tüm bu metamorfik kütlenin önce derinlere dalarak bu ekstrem koşulları yaşadığını, ardından yeryüzüne doğru yükselirken önemli ölçüde “yeşilşist” koşullarına gerilediğini gösteriyor.
Kayaçların içinde saklı kalan rutil ve hornblend gibi kalıntı mineraller, bu derin yolculuğun sessiz tanıkları olarak araştırmacıların dikkatinden kaçmadı.
Farklı Kaynaklar, Tek Bir Kader
Jeokimyasal analizler, bu karmaşanın içindeki bazaltik kayaların tek bir yerden gelmediğini, aksine okyanus adaları (OIB) ve okyanus ortası sırtları (MORB) gibi farklı okyanusal ortamlardan kopup gelen parçaların bir araya gelmesiyle oluştuğunu ortaya koydu. Bu durum, Refahiye bölgesinin Orta Jura döneminde tam bir “jeolojik harman yeri” olduğunu ve Neotetis okyanusunun kapanma sürecinde ne kadar karmaşık bir rol oynadığını gözler önüne seriyor.
Bu keşif, sadece Erzincan’ın değil, tüm Alp-Himalaya kuşunun oluşum tarihini anlamak isteyen yer bilimciler için yeni bir ufuk açıyor.
Kaynak: Göçmengil, G. (2011). Refahiye Metamorfitleri’nin (Erzincan) Jeolojik Evrimi ve Jeodinamik Önemleri. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü. Tez No; 287428





