Modern ekonomi dünyasında, geleneksel finans sisteminin sarsılmaz kalesi olarak görülen Merkez Bankacılığı yönetimi, bilimsel bir araştırmayla yepyeni bir boyuta taşınıyor. Yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma, bugün dünyada hızla büyüyen faizsiz bankacılık sektörünün, Merkez Bankası imkânlarından tam ve eşit bir şekilde yararlanabilmesi için teorik ve pratik bir “yol haritası” ortaya koydu. Bu araştırma, finansal sistemin genetik kodlarını değiştirecek 11 farklı model önerisiyle bilim dünyasında geniş yankı uyandırmaya hazırlanıyor.
Tek Çatı Altında İki Farklı Dünyanın Uyumu: Faizsiz Pencere Sistemi
Araştırmanın en dikkat çekici noktalarından birini, Merkez Bankası bünyesinde kurulması önerilen “Faizsiz Pencere Sistemi” oluşturuyor. Mevcut sistemde faizsiz bankalar, çalışma prensipleri gereği Merkez Bankası’nın sunduğu likidite imkânlarının çoğunu kullanamazken; bu yeni bilimsel model, her iki bankacılık türünün de kendi doğasına uygun araçlarla tek bir politika altında yönetilmesini öngörüyor. Bu, finans literatüründe “İkili (Dual) Bankacılık Sistemi”nin çok daha verimli işlemesi anlamına geliyor.
Likidite Sorununa Bilimsel Çözüm: 11 Yeni Model
Bilimsel araştırma, geleneksel para politikası araçlarının her birine karşılık gelebilecek fıkhi açıdan uygun ve teknik olarak uygulanabilir alternatifler geliştiriyor. Araştırmada öne çıkan bazı çarpıcı modeller şunlar:
Enflasyon Farkına Bağlı Karz: Zorunlu karşılık ve gün içi likidite işlemlerine alternatif olarak sunulan bu model, paranın değer kaybını enflasyon farkı üzerinden dengeleyerek faizsiz bir çözüm sunuyor.
Bankalararası Faizsiz Mudaraba: Bankaların kendi aralarında likidite alışverişi yapabileceği, kâr-zarar ortaklığına dayalı yeni bir piyasa modeli.
Vekâlet ve Murabaha Esaslı Takaslar: Repo, ters repo ve döviz piyasası işlemlerinin yerine geçebilecek, reel varlıklara dayalı güvenli yatırım yöntemleri.
Finansal Adalet ve Krizlere Karşı Bağışıklık
Araştırmanın sunduğu bulgular, risk paylaşımına dayalı faizsiz araçların sadece inanç hassasiyeti taşıyanlar için değil, genel ekonomik istikrar için de kritik bir öneme sahip olduğunu kanıtlıyor. Paranın doğrudan reel faaliyetlere yönlendirilmesiyle, finansal sistemin ekonomik krizlere karşı daha dirençli hale gelebileceği ve kaynakların daha adil dağıtılabileceği vurgulanıyor. Bu modellerin hayata geçmesiyle, Merkez Bankası’nın “bankaların bankası” olma özelliği, sistemin tüm paydaşları için eşit ve kapsayıcı bir kimliğe bürünüyor.
Bilimsel Öngörü: Parasal Aktarımda Yeni Ufuklar
Bilimsel araştırma, bu yeni modellerin uygulanması durumunda Merkez Bankası’nın para politikası kararlarının toplumun tüm kesimlerine çok daha etkili bir şekilde ulaşacağını gösteriyor. İster geleneksel ister faizsiz olsun, tüm finansal aktörlerin aynı oyun sahasında kendi kurallarıyla yer alması, makroekonomik hedeflere ulaşılmasını kolaylaştıracak devrim niteliğinde bir adım olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Faizsiz Bankacılık Perspektifinden Merkez Bankalarının İncelenmesi: TCMB’ye Yönelik Yeni Model Önerileri, Doktora Tezi, Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024. Tez No; 881703





