Tarih boyunca pek çok ilim ve gönül insanına ev sahipliği yapan Erzincan’da, şehrin manevi kimliğini oluşturan köklü değerleri hatırlamak ve bu mirası gelecek nesillere aktarmak büyük önem taşıyor. Hayatını ilim, irşat ve ibadet yoluna vakfeden Ciminli Baba (Süleyman Sırrı Efendi) de bu değerlerin başında kabul ediliyor. 1939 büyük depreminin ardından geride bıraktığı derin izler, menkıbeleri ve günümüze ulaşan türbesiyle kentin ortak hafızasında özel bir yer tutan bu müstesna şahsiyet, Erzincan’ın manevi dünyasını aydınlatmaya devam ediyor. Gelin, Ciminli Baba’nın hayatına ve şehrin kültürüne kattığı değerlere yakından bakalım.
İlim Yolunda Geçen Bir Ömür
1876 yılında Erzincan’ın Cimin (Üzümlü) beldesinde dünyaya gelen Süleyman Sırrı Efendi, küçük yaşlardan itibaren dini ilimlere yöneldi. Dönemin önemli ulemasından dersler alarak medrese tahsilini tamamlayan Ciminli Baba, tasavvuf yolunda Nakşibendi geleneğine intisap etti. Yaşamı boyunca tevazu, sabır ve istikamet üzere bir ömür süren mübarek zat, çevresine örnek ahlakı ve sohbetleriyle halkın derin sevgisini kazandı.
Askerlik Yılları Ve Fırın Menkıbesi
Ciminli Baba’nın hayatına dair anlatılan en çarpıcı menkıbelerden biri askerlik görevini yerine getirdiği döneme dayanıyor. Anlatılanlara göre, ibadetlerine gösterdiği titizlik ve namaz kılması nedeniyle rahatsızlık duyan bazı kimseler tarafından haksız yere askeriye fırınına atıldı. 103 dakika boyunca harlı ateşte yanan ekmek fırınında kalan Süleyman Sırrı Efendi, fırının kapağı açıldığında hiçbir zarar görmemiş vaziyette ve zikir çekerken bulundu. Bu hadise, halk arasında onun manevi mertebesine işaret eden en büyük kerametlerden biri olarak kabul edildi.
Erzincan’ın Manevi Mimarı: Ciminli Baba (Süleyman Sırrı)
Erzincan’ın manevi dünyasında derin izler bırakan Ciminli Baba Süleyman Sırrı Efendi, ilim dolu ömrü ve menkıbeleriyle anılıyor.
Tarih boyunca pek çok ilim ve gönül insanına ev sahipliği yapan Erzincan’da, şehrin manevi kimliğini oluşturan köklü değerleri hatırlamak ve bu mirası gelecek nesillere aktarmak büyük önem taşıyor. Hayatını ilim, irşat ve ibadet yoluna vakfeden Ciminli Baba (Süleyman Sırrı Efendi) de bu değerlerin başında kabul ediliyor. 1939 büyük Erzincan depreminin ardından geride bıraktığı derin izler, menkıbeleri ve günümüze ulaşan türbesiyle kentin ortak hafızasında özel bir yer tutan bu müstesna şahsiyet, Erzincan’ın manevi dünyasını aydınlatmaya devam ediyor. Gelin, Ciminli Baba’nın hayatına ve şehrin kültürüne kattığı değerlere yakından bakalım.
İlim Yolunda Geçen Bir Ömür
1876 yılında Erzincan’ın Cimin (Üzümlü) beldesinde dünyaya gelen Süleyman Sırrı Efendi, küçük yaşlardan itibaren dini ilimlere yöneldi. Dönemin ulemasından dersler alarak medrese tahsilini tamamlayan Ciminli Baba, tasavvuf yolunda Nakşibendi geleneğine intisap etti. Dünyalıktan uzak duran, tevazu ve sabır timsali bir hayat süren mübarek zat, ömrü boyunca halkın gönlünde derin bir sevgi ve saygı kazandı.
Askerlik Yılları Ve Fırın Menkıbesi
Ciminli Baba’nın hayatına dair aktarılan en çarpıcı menkıbelerden biri askerlik vazifesini yaptığı döneme dayanıyor. İbadetlerine gösterdiği hassasiyet ve namaz kılması nedeniyle rahatsızlık duyan bazı kimseler tarafından haksız yere fırına atıldığı rivayet ediliyor. Yaklaşık 103 dakika boyunca harlı ateşte yanan fırında kalan Süleyman Sırrı Efendi’nin, kapak açıldığında hiçbir yara almadan zikir çekmeye devam ettiği ve bu hadisenin halk arasında büyük bir keramet olarak kaydedildiği biliniyor.
Ali Kemali’nin Kitabı Ve Tarihi Yanılgı
Eski Erzincan Valisi Ali Kemali’nin 1932 yılında yayımladığı ünlü Erzincan Tarihi kitabında da Ciminli Baba ile ilgili dikkat çeken bir anekdot yer alıyor. Ali Kemali, kitabında yerel tiplere ve şahsiyetlere yer verirken Süleyman Sırrı Efendi’nin gösterişten uzak dervişane hâlini yanlış değerlendirerek fotoğrafını “dilenci” tabiriyle kitaba bastı.

Halk anlatılarına göre Ciminli Baba, kimseden dünyalık talep etmeyen bir derviş olduğunu belirterek bu duruma manevi bir sitemle karşılık verdi. Erzincan halkı onu hiçbir zaman bir dilenci olarak görmezken, sonraki yıllarda yapılan araştırmalarda da bu tarihi hata düzeltilerek Ciminli Baba’nın şehrin en kıymetli manevi rehberlerinden biri olduğu tescillendi.
1939 Depremi Ve “Zelzele Şehidi”
27 Aralık 1939 gecesi Erzincan’ı yerle bir eden büyük felakette Süleyman Sırrı Efendi de enkaz altında kalarak Hakk’a yürüdü. Yaşanan bu büyük felakette vefat etmesi sebebiyle halk arasında “Zelzele Şehidi” unvanıyla anıldı. Şehrin yaşadığı büyük matemle birlikte ebediyete uğurlanan Ciminli Baba, geride güçlü bir manevi miras bıraktı.
Türbedeki Dört Kabir Ve Ziyaretgâh
Erzincan merkezde bulunan türbede Süleyman Sırrı Efendi’nin yanı sıra talebelerinden İsmail Efendi, eşi ve çocuğunun kabirleri yer alıyor. Girişinde ve duvarlarında “Gelen gitmeye gelmiş dönen devrana bak” gibi hikmetli mısraların ve hüsnühat levhalarının bulunduğu türbe, çam ağaçları ve güllerle donatılmış bahçesiyle kentin en önemli ziyaret noktalarından biri olmayı sürdürüyor.






