Evlilik birliğinin temelini sarsan davranışlara yönelik Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kritik bir değerlendirmede bulundu. Yerel mahkemenin şiddet uygulayan erkeği “tam kusurlu” bularak reddettiği boşanma davasını inceleyen üst mahkeme, ezber bozan bir hükme vardı.
Şiddet Kadar Duygusal Aşağılama da Kusur Sayıldı
Yargıtay, evlilikteki kusurların yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmadığını vurguladı. Dosyayı inceleyen daire, kadının eşine karşı gerçekleştirdiği bazı ifadelerin evlilik birliğini temelinden sarstığını belirledi. Bu kapsamda mahkeme, erkeğin açtığı boşanma davasının da reddedilmemesi gerektiğine hükmederek kararı bozdu.
“Eşimi Sevmiyorum” Demek Hukuki Yükümlülükleri İhlal Ediyor
Kararın gerekçesinde, evlilik birliğini sarsan ve boşanma sebebi olarak kabul edilen davranışlar net bir şekilde sıralandı. Buna göre şu iki durum mahkeme tarafından kusur olarak tescil edildi:
Toplum içinde küçük düşürme: Kadının, başkalarının yanında eşine yönelik “Ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz” şeklinde ifadeler kullanması boşanma kusuru olarak değerlendirildi.
Duygusal bağın bittiğini beyan etme: Eşine “Ben eşimi sevmiyorum, sevgim bitti” diyerek evliliğin manevi temelini zedeleyen söylemlerin, hukuken kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Boşanma Davalarında Yeni Dönem
Yargıtay’ın bu kararı, bundan sonra görülecek binlerce dava için “duygusal şiddet” ve “aşağılama” başlıklarında güçlü bir emsal teşkil edecek. Hukuk uzmanları, bu kararın evlilik içerisinde eşlerin birbirlerine karşı kullandıkları dilin ve sergiledikleri tavrın, boşanma sürecindeki kusur paylarını doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.
Bu emsal kararın, alt mahkemelerde görülecek davalarda nasıl bir hukuki süreç izlenmesine sebep olacağını düşünüyorsunuz?





