İran’ın Kermanşah bölgesinde yer alan tarihi Behistun Dağı, antik dünyanın en büyüleyici ve gizemli kalıntılarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bölgede yürütülen incelemeler, Seleukos döneminden Pers İmparatorluğu’na uzanan iki devasa anıtın etkileyici hikayesini gözler önüne seriyor.
Zaferde Şanlı Bir Tanrı: Behistun Herkül Heykeli
Behistun Dağı’nda bulunan en dikkat çekici eserlerden biri, Seleukos dönemine (MÖ 312-140/139) ait olan Behistun Herkül Heykeli. 1958 yılında keşfedilen bu kaya kabartması, MÖ 148 yılında bir Seleukos valisi tarafından, bir satrapı onurlandırmak amacıyla yaptırılmış. “Herkül Kallinikos” (Zaferde Şanlı Herkül) adıyla inşa edilen heykel, tam 1.47 metre uzunluğunda.
2 metrelik bir platform üzerinde uzanır vaziyette tasvir edilen Herkül’ün sol elinde bir kase yer alırken, sağ eli bacağının üzerinde duruyor. Mitolojik sopası ise arkasında bir kabartma olarak kayaya oyulmuş durumda. Seleukos stellerine benzer bir yazıt taşıyan bu anıt, Yunan tanrısı Herkül’ün, İran tanrısı Wahrām ile asimile edildiğini göstermesi açısından büyük bir tarihi önem taşıyor. Öte yandan, heykelin başı geçmişte iki kez çalınmış olsa da 1996 yılında kurtarıldı. Günümüzde heykelin üzerinde bulunan baş ise aslına uygun bir kopya olarak sergileniyor.
İmparatorluğun Üç Dilli Hafızası: Behistun Yazıtı
Aynı bölgede yükselen bir diğer devasa abide ise Pers İmparatorluğu’nun Büyük Kralı I. Darius (MÖ 522-486) tarafından yaptırılan Behistun Yazıtı. MÖ 520 civarında tamamlandığı bilinen bu kaya kabartması ve yazıt, Pers tarihinin en önemli yazılı kaynakları arasında ilk sıralarda yer alıyor.
Geçmişin diplomatik ve tarihi hafızasını barındıran bu muazzam anıt, tam üç farklı dilde (Eski Farsça, Elamca ve Babilce) kaleme alınmış yazıtıyla zamana meydan okuyor. Kermanşah’ın sarp kayalıklarında yer alan bu iki tarihi miras, antik dönemin inançları, siyasi güç dengeleri ve kültürlerarası geçişleri hakkında günümüze çok değerli bilgiler sunuyor.





