Şeker üretimi, tarımdan sanayiye uzanan karmaşık yapısı ve yüksek enerji kullanımıyla endüstriyel dünyada kendine has riskleri barındıran bir sektör. Peki, devasa makinelerin, yüksek sıcaklıkların ve yoğun kimyasal süreçlerin hüküm sürdüğü bu fabrikalarda iş kazalarını minimize etmek mümkün mü? Erzincan Şeker Fabrikası’nda gerçekleştirilen kapsamlı bir bilimsel araştırma, güvenli bir çalışma ortamının kapılarını aralıyor.
Görünmeyen Tehlikeler: Şekerin Riskli Yüzü
Şeker fabrikaları, sadece üretim sahası değil, aynı zamanda yangın, patlama, makine yaralanmaları ve yüksek basınçlı hatlar gibi ciddi tehlikelerin kol gezdiği karmaşık tesislerdir. Fabrikalarda üretim sürecinin yoğun olduğu “kampanya dönemi” ile bakım süreçlerinin yürütüldüğü “revizyon dönemi”, barındırdığı tehlikeler açısından büyük farklılıklar göstermektedir. Özellikle kampanya dönemlerinde çalışan sayısının artması ve operasyonel hızın yükselmesi, olası iş kazalarının boyutunu da değiştirebilmektedir. Bilimsel veriler, şeker işleme süreçlerinin (şerbet üretimi, arıtımı, koyulaştırılması ve fabrika meydan tesisleri) iş kazalarının en sık yaşandığı alanlar olduğunu ortaya koyuyor.
İki Farklı Yöntem, Tek Bir Amaç: Güvenlik
Gerçekleştirilen araştırmada, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının şeker fabrikalarındaki mevcut durumu, “Erzincan Şeker Fabrikası” örneklem alınarak derinlemesine incelendi. Araştırmacılar, riskleri tanımlamak ve önleyici faaliyetleri belirlemek amacıyla sektörde yaygın olarak kabul görmüş iki farklı risk değerlendirme yöntemini karşılaştırmalı olarak uyguladı:
Fine Kinney Yöntemi: Riskleri matematiksel bir yaklaşımla puanlayan ve önceliklendiren bu yöntem, tehlikelerin şiddeti, frekansı ve olasılığı üzerinden net bir risk skoru sunuyor.
L-Tipi Matris Yöntemi: Olasılık ve şiddet parametrelerini kullanarak riskleri kategorize eden bu matris yaklaşımı, daha görsel ve hızlı bir değerlendirme imkanı sağlıyor.
Şaşırtıcı Bulgular: Yöntemler Aynı Dili Konuşuyor mu?
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, bu iki farklı yöntemin şeker fabrikası özelinde sunduğu verilerin “tamamen aynı” olmaması. Ancak bu durum bir çelişki değil, yöntemlerin riskleri farklı açılardan ele almasından kaynaklanıyor. Çalışma, özellikle düşük seviyedeki risklerin dağılımında her iki yöntemin de benzer sonuçlar verdiğini ortaya koyarak, fabrikalarda sürdürülebilir bir iş güvenliği yönetim sistemi için çok katmanlı analizin önemini vurguluyor.
Erzincan özelinde elde edilen bu sonuçlar, sadece şeker fabrikaları için değil, benzer risk profiline sahip tüm endüstriyel tesisler için bir rehber niteliğinde. Tehlikelerin henüz bir kazaya dönüşmeden, “bilimsel risk analizi” süzgecinden geçirilmesi, şeker üretiminde hem maddi kayıpları önlüyor hem de en değerlisi olan insan sağlığını koruma altına alıyor.
Kaynak: Yarar, M. B. (2024). Şeker Üretiminde İş Sağlığı ve Güvenliği Risklerinin İki Farklı Risk Değerlendirme Yöntemiyle İncelenmesi [Yüksek Lisans Tezi, Avrasya Üniversitesi]. Tez No; 906917





